Hülya Gedik, babasının hayalini mezun ettiği mühendislerle gerçekleştiriyor

Gedik Holding’in kurucusu Halil Kaya Gedik, 1961’de milli duygularla ve cesaretle giriştiği yerli otomobil projesi “Devrim Arabaları’nı” hayata geçiremedi ama kızı Hülya Gedik bugün bu hayali, yetiştirdiği mühendis gençlerle gerçekleştiriyor.

Devrim Arabaları filmini eminim izlemişsinizdir. Eğer izlemediyseniz, yokluktan bugünlere gelen bir ülkenin o dönemdeki zor şartlarda, yerli bir otomobil yapma konusundaki vizyonunu ve cesaretini anlamak için bu filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Kısaca film, 1961 yılında yapılan “Devrim” adlı otomobilin üretimini ve bu esnada projede çalışanların yaşadıklarını konu alıyor. Devrim Arabaları mühendislerinden biri de Türkiye’nin ilk kuşak sanayicilerinden Gedik Holding’in kurucusu merhum Halil Kaya Gedik…

Gedik Holding 1963’te Halil Kaya Gedik tarafından kurulmuş, bugün 2 binden fazla çalışanı ile kaynak konusunda uzman, dünyada parmakla gösterilen, Türkiye’nin göz bebeği kuruluşlarından biri durumunda. Kaynağın yanı sıra döküm ve vana üretimi ile 80’den fazla ülkeye ihracat yapan holding ayrıca eğitim sektöründe de Gedik Üniversitesi ile Türkiye’ye katkısını sürdürüyor.  Holding’in ikinci kuşak yöneticisi ise babasından devraldığı işi büyüterek bugünlere getiren, Türkiye’nin en güçlü iş kadınlarından biri Hülya Gedik. Küçük yaşlarda babasının “holdingin başına geçmesi” için özenle yetiştirilen Hülya Gedik, çalışma disiplini, vizyonu ve sosyal sorumluluk konusundaki yatırımları ile babasının mirasını daha ileri seviyelere taşıdı. The Brand Age’in her yıl seçtiği “Yılın İlham Veren Kadınları” listesinde de yer alan Hülya Gedik özellikle kadın istihdamı ve engellilerin daha iyi yaşam şartlarına sahip olması konusunda yarattığı olanaklar ve projelerle gönülleri fethediyor. Bugüne kadar, otistik ve eğitilebilir zihinsel engelli çocukların tümünü kapsayan 20 hayır okulu açtı ve bunları devlete bağışladı.  Türkiye’nin en ihtiyaç duyduğu yatırım alanlarından biri olan eğitim alanına yatırım yaptı ve Gedik Üniversitesi ile özellikle mühendislik alanlarında yetiştirdiği mezunlarla, bir dönem yerli otomobil tutkusunun peşinde giden babasının projesini devralacak gençleri ülkeye kazandırarak aslında babasının hayalini de gerçekleştirmiş oldu.

Ar-Ge ve inovasyondan elde ettiğimiz birikimi yeterince ticarileştirebilmeliyiz. Ar-Ge ve inovasyonun ürüne dönüştürülebilmesi için uzun yıllara ihtiyacımız var

Mesleki anlamda babanızın sizi çok etkilediğini biliyoruz. Nasıl bir baba-kız ilişkiniz vardı? Kurucu kişiler girişimci yapıları ile işletmeleri kuruyorlar fakat ikinci neslin işi sevmesi ve benimsemesi için yönlendirmenin şart olduğunu düşünüyorum. Babam

Halil Kaya Gedik

küçük yaşlarımdan itibaren “bir gün yaptığım işleri sen devralacaksın“ cümlesini beynime işlemiş ve beni tam teşekküllü olarak işlere odaklandırmış  ve yönlendirmiştir. Ben de babamın söylediğinin dışında başka bir seçenek olur mu sorgulamasını kendi kendime hiç yapmadım ve böylelikle işlere 25 yaş sonrası daha da sıkı sarıldım. Babamın büyük bir ikna kabiliyeti de vardı. Baba –kız ilişkisi olarak her zaman birbirimize sevgi dolu olduk. Babam çok ilgili bir baba idi. Çalışanlarımızın çoğu da babamdan çekinmelerine rağmen çok severlerdi. Çalışanlarımıza her zaman yardım eder ve işlerine çözüm bulurdu. Sorumluluğu yüksek bir görevi devraldığımın bilincindeyim. Babam bana “çalışmayı“ sevdirdi. Para kazanmanın önemini fakat başarının daha önemli olduğunu öğretti. Firmamızın elde ettiği bir başarının bana verdiği haz ve sevinci başka bir alanda hissetmem. 54 senelik emek ve zaman birikimi olan Gedik Holding’in sürekli yatırım yaparak her geçen gün büyümesine  ekip olarak  gayret gösteriyoruz ve bunun yanında kurumsal sosyal sorumluluk doğrultusunda Gedik Eğitim Vakfı çatısında topluma katkı koyucu çeşitli sosyal faaliyetlerde bulunuyoruz. 2010 senesinde kurduğumuz Gedik Üniversitemiz ile de her geçen sene eğitim alanında daha etkin faaliyetlerde bulunuyoruz. Yaklaşık 1200 çalışanımız ile kendimizi büyük bir aile olarak hissediyoruz.

Bir iş gününüz nasıl geçiyor? Nasıl bir çalışma düzeniniz var?
Sabah işe erken giderim. Tüm gün görüşmeler, toplantılar veya işletme içi geziler ile geçer . Her hafta Gedik Üniversitesi’ne ve Sakarya Hendek’te bulunan GEDİK Döküm’e gitmeye gayret gösteririm. Bunun yanı sıra İSO Meclis toplantılarına, TÜSİAD’ın çeşitli yuvarlak masa toplantılarına ve DEİK de birçok  toplantıya katılım gösteririm.
İş dışındaki zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz? Neler yapmayı seviyorsunuz?
Geneline bakıldığında pazartesiden itibaren cumartesi de dahil olmak üzere çalışırım. 23 ve 20 yaşlarında kızlarım var. Halen yurt dışında okuyorlar. Eğer İstanbul’dalar ise iş dışındaki zamanlarımı onlara ayırırım, onun dışında sahilde yürüyüş yaparak, evde dinlenerek ve  kitap okuyarak geçirdiğim zamanlar çok zevk alarak geçirdiğim zamanlardır.  2015 senesinde Gedik Sağlık şirketimizi kurduk ve sağlıklı beslenme concepti ile Nişantaşı’nda cafe ve restoran açma aşamasında sona geldik, çok yakın zamanda bu vesileyle Gedik grubu olarak farklı bir sektöre daha giriyoruz. Bu durumda kendime, özellikle hafta sonlarımı meşgul edecek, zevkli , keyifli  yeni bir iş daha bulmuş durumdayım.
Holdinglerin yanı sıra eğitim kurumlarıyla da oldukça yoğun ilgileniyorsunuz? Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Zamanınız az yapacak işiniz fazla ise zamanı iyi yönetmeniz gerekiyor. Üniversitemiz henüz çok yeni bir kuruluşumuz, bundan dolayı yakından ilgilenmek ve zaman ayırmak gerekiyor. Ekibimizin deneyimli ve güçlü olması işimi kolaylaştırıyor fakat yine de makro konular için mutlaka zaman bulurum.
Özellikle teknik ve mühendislik ağırlıklı nitelikli gençler yetiştirmeyi hedeflediğiniz Gedik Üniversitesi’nden de sorumlusunuz. İlerleyen dönemlerde gençler için farklı projeleriniz ve yatırımlarınız olacak mı?
Üniversitemizdeki öğrencilerimiz diğer üniversitelerde var olmayan fırsatlara sahipler. Sanayici olmamızın verdiği olanaklar ile üniversitemizde okurken aynı zamanda okudukları alanlarda tecrübe kazanacakları işlerde de çalışabiliyorlar. Özellikle gelecek için önemli olan otomasyon ve robotik konularında serbestçe otomasyon projelerini ekip olarak yapabilmeleri için robotik öğrenci atölyesini kurduk. Burada robotik projeler yaparken, öğrencilerimiz tarafından uzaktan kumandalı (remote operated vehicle, ROV) su altı robotu tasarlandı. Bunun yanı sıra bu robotik atölyemizde öğrencilerimiz 3D – Printer (katmanlı üretim) üzerine güzel projeler yapıyorlar. Bu alanlarda mühendislik öğrencilerimize daha geniş olanaklar sağlayacağız. Özellikle akıllı malzemelerle tasarımlar, biyonik uygulamalar gibi ve savunma sanayisi ile ilgili konularda öğrencilerimizi projelere yönlendireceğiz. Bunlara ek olarak, öğrencilerimizin daha çok endüstriyel üretim süreçlerinin bilgisayarda simülasyon programlama projelerinde görev almalarını sağlayacağız.

Zamanınız az yapacak işiniz fazla ise zamanı iyi yönetmeniz gerekiyor.

Holdingin önemli sanayi yatırımları yaptığı Hendek’te Hanım Ağa olarak anılıyorsunuz. Nedir bu olayın aslı?
Sakarya’nın Hendek ilçesinde ki 2.OSB’de, 272.000 m2’lik büyük arazi üstünde 2 farklı sektörde yatırımlarımız mevcuttur. 2009 senesinde Hendek Belediyesi tarafından düzenlenen Selman Dede Güreşleri’nde en büyük hayırseverliği bizim kuruluşumuz yaptığı için ve o tarihte de Gedik Holding Yönetim Kurulu Başkanı olduğum için “Hanım Ağalık” unvanı bana verildi.
Ülke olarak güçlü bir Türkiye markası yaratmak için neler yapılmalı sizce? Bu topraklardan nasıl marka çıkarabiliriz?
Ar-Ge ve inovasyondan elde ettiğimiz birikimi yeterince ticarileştirebilmeliyiz. Ar-Ge ve inovasyonun ürüne dönüştürülebilmesi için uzun yıllara ihtiyacımız var. Ülkemizde teknoparklarda, Ar-Ge merkezlerinde ve üniversitelerde çok önemli araştırma ve geliştirme faaliyetleri olduğunu biliyoruz. Hükümetlerimiz Ar-Ge ve inovasyona çok büyük kaynaklar ayırmaktadır. Ancak ne yazık ki bu Ar-Ge faaliyetlerinin yeteri kadar ticarileştirilemediğini ve kitle üretimine geçemediğimizi görüyoruz. Markalaşmak her ülke için stratejik öneme sahiptir ve ülke değerini arttırır. Ancak markalaşmak hem sabır hem de sistematik uzun vadeli Ar-Ge, inovasyon ve sanayi politikalarını gerektirir. Güçlü bir sanayi olmadan Ar-Ge ve inovasyonun olmayacağı, günümüzde genel kabul görmüş bir gerçektir. Bunun farkına varan ABD, 1970’li yıllardan itibaren uzak doğuya gönderdiği imalat sanayisini ülkesine geri çağırmıştır ve sanayi Rönesans hareketini başlatmıştır. Bu topraklarda marka çıkarmanın yolu sanayiden ve yüksek teknolojiden geçer. Ülkemiz son 15 yılda düşük teknolojili ürün üreten ülkeden orta teknoloji üreten ülkeye dönüşmüştür. Hedefimiz kısa süre içinde orta teknolojiden yüksek teknolojiye geçmek olmalıdır. Bu yolculuğu kısa süre içinde başarabilmeliyiz.  Türkiye markası çıkarabilmek için ürünün piyasada istikrarlı bir şekilde var olması ve sürdürülebilir şekilde kaliteli olması şarttır.  Daha da önemlisi, markalaşmak yurt dışına açılmayı gerektirir. Küresel piyasalarda var olmaya ihtiyaç gösterir. Arkasından da iyi bir PR ve reklam çalışmaları ile desteklenmeli ve mutlaka kitle üretimine yönlenmelidir.
Türkiye için ekonomik anlamda 2017’yi nasıl bir yıl olarak görüyorsunuz? Olası fırsatlar ve tehditler neler?
2017 yılını çok zor bir yıl olarak görüyorum. Türkiye ekonomisi seçimlerden yorulmuştur. Her seçim duraksamayı getirdiğinden ekonomimiz istediği ivmeyi kazanamamaktadır. Daha şimdiden seçimlerin öne çekilmesinden bahsedilmektedir. Ülkemizin hızla normal gündeme dönmesi ve ekonomiyi odağına alması gerekir. Son 15 yılda dizginlenen enflasyon yeniden başını yukarı kaldırmıştır.  Enflasyon çok yüksektir. Enflasyonun yüksek seyretmesi, yatırımcının ihtiyacı olan fonu yüksek maliyet ile elde etmesi anlamına gelmektedir. Bu durum da yatırımların önünde büyük bir engeldir. Türkiye’nin yatırıma ve sanayisini katma değerli ürünlere çevirmesine ihtiyacı vardır.  Fırsat olarak, hükümetimizin verdiği çeşitli teşvikleri ve KGF garantisini söyleyebilirim. 2017 yılının 2. çeyrek büyümesi de bu teşviklerin katkısını göstermektedir. Ancak ekonomide kalıcı iyileşmeden bahsedebilmek gerekir. Bunun için de olumlu havanın ekonomideki tüm göstergelere yansıyabilmesi gerekir. Yani büyüme yanında enflasyon, işsizlik, kredi faizlerinde de iyileşmeye ihtiyacımız var. Ülkemizde KGF kefaletine rağmen kredi faizleri hala çok yüksektir. Ülkemiz yüksel reel faiz veren ülkeler arasında yer almaktadır. Sermaye birikimi düşük olan ülkemizde finansmana erişimi kolaylaştırmak ve sermaye birikimini hızlandırmak gerekir. Sonuç olarak 2017 yılını nispeten yüksek büyüme ile kapatacak olan ülkemizde hala sürdürülebilir büyüme için makul para ve maliye politikalarına ve yapısal reformlara ihtiyaç olduğu bir gerçektir.
Sanayi 4.0 dönüşümü gündemde ve hızla yayılıyor. Sizin Gedik Holding olarak bu konudaki faaliyetleriniz neler?
54 senelik geçmişimizde her sene yatırım yaparak büyüdük. Kaynak sektöründe yaklaşık 200 milyon TL’ye varacak bir yatırımı başlatmış bulunmaktayız. Bu yatırımımızı, dijital olarak takip etme bazında kurguladık. Her girdi ve çıktıyı ölçümlemek ve kontrol etmek istiyoruz. Bu sistem de dolayısı ile daha az iş gücü ve verimlilik getirecektir. Bunun yanı sıra otomasyona yönelik robotların devrede olduğu üretim de planlarımız arasındadır.

 Türkiye markası çıkarabilmek için ürünün piyasada istikrarlı bir şekilde var olması ve sürdürülebilir şekilde kaliteli olması şarttır.

Siz de iş dünyasındaki başarılı kadın yöneticilerden birisiniz. Gedik Holding olarak kadın istihdamı için yürüttüğünüz çalışmalar var mı? 
Anne ve aynı zamanda çalışan bir kadın olma zorluğunu çok iyi bilen birisi olarak, kadınların çalışma hayatında sayılarının artması ve pozisyonlarının yükselmesini her zaman desteklerim. Bunlara karşılık “çalışan annenin hakları” bu sene içinde yeniden düzenlenmiş ve verilen haklar çok aşırı artırılmıştır. Çalışan anne çalıştırmak, sanayi sektöründe zorlaşmıştır. Çalışan anneye çocuğu ilkokula başlayana kadar kısmi çalışma hakkı verilmesinin çalışan kadınları destekleyen bir uygulama olduğunu düşünmüyorum.Size dair birkaç sorumuz olacak…
Üzerinizde mutlaka taşıdığınız şey? 
Mutlaka taşıdığım bir obje yoktur.
Dünya’da ve Türkiye’de en beğendiğiniz iş insanı? 
Dünyada en beğendiğim Indra K.Nooyi / Pepsi Co’nun  Başkanı diyebilirim. Müthiş başarılar ile dolu bir hayatı var .Türkiye’de ise en beğendiğim, eskilerden Vehbi Koç. Sıfırdan kurduğu imparatorluk nefes kesici ve aynı zamanda “memleketim var ise ben varım” söylemi başarılı  iş adamlılığı  tanımında  “derin memleket sevgisinin” de mutlak gerekliliğine iyi bir örnektir. Yaptığımız tüm çalışmalarımızı öncelikle “ülkemize” katkı koymak amaçlı yapıyoruz.Günümüzde en beğendiğim iş adamı ise Hamdi Akın’dır. Doğru zamanda doğru iş kararları vermesi ve gerektiğinde doğru zamanda satması ile beğenirim.
Teknoloji ile aranız nasıl? Son zamanlarda sizi en çok etkileyen teknolojik inovasyon ne? 
Teknolojiye merakım vardır. En çok beni etkileyen teknolojik inovasyon ise bir çok alanda dijitalleşme, bitcoin’in yaygın kullanımı.
Son zamanlarda sizi en çok etkileyen yaratıcı fikir girişimi? 
1 sayfalık alışveriş web sitelerinden milyon dolarlık cirolar elde edilmesi.
Sizi en çok etkileyen marka hangisi?
En etkileyen marka “Google”, herkesin başvurduğu  arama  sitesi, markası artık fiil olarak bir çok dilde kullanılır oldu .
Düzenli takip ettiğiniz internet siteleri hangileri? 
Yurt içi ve yurt dışı haber kanallarına bakarım.
Cep telefonunuzda en sık kullandığınız uygulamalar hangileri?
 WhatsApp kullanıyorum ve Instagram kullanıyorum.
Halil Kaya Gedik Kimdir?
Halil Kaya Gedik, 1953 Yıldız Teknik Okulu Makine Teknikerliği mezunu. Almanya’da Staatliche Universitat Konstanz’da makine mühendisliği diploması aldıktan sonra Frankfurt’ta Alman Kaynak Cemiyeti DVS’den kaynak mühendisi olarak da mezun olmuş. Okurken de MAN fabrikasında çalışmış. 1957 yılında Eskişehir Devlet Demiryolları Fabrikaları Kaynak Grubu’nda (meşhur Cer Atölyesi) çalışmaya başlayan Halil Kaya Gedik, 1960’ta Türkiye’nin ilk yerli otomobil projesi ‘Devrim otomobili’nin yapımında görevlendirilen 23 mühendislik ekipte de görev yaptı. 2012 yılında hayatını kaybeden Halil Kaya Gedik ayrıca yaptırdığı okullar nedeniyle TBMM “Üstün Hizmet Madalyası” ile ödüllendirildi.Hülya Gedik Kimdir?Türkiye’nin ilk kuşak sanayicilerinden Gedik Holding’in kurucusu merhum Halil Kaya Gedik’in kızı Hülya Gedik, küçük yaşlarda babasının yanında işin tüm detaylarını öğrenerek holdingin alt kademeden üst kademeye kadar her alanında yer aldı. Aslında Hülya Gedik babası tarafından küçük yaşlardan itibaren ‘fabrikaların başına geçmesi için’ özenle yetiştirilmiş. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olan Hülya Gedik yine aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Küçük yaşta babasının desteği ve öncülüğünde başladığı iş hayatında şu anda parmakla gösterilen Hülya Gedik, IIW Uluslararası Kaynak Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliği, EWA Avrupa Kaynak Derneği Üyeliği, TÜSİAD Üyeliği, DEİK Üyeliği, İSO Üyeliği’nin yanı sıra kadın istihdamı ve engellilerin yaşam şartlarının iyileştirilmesi konusunda çok sayıda sosyal sorumluluk projesine imza attı. Otistik ve eğitilebilir zihinsel engelli çocukların tümünü kapsayan 20 hayır okulu açtı ve bunları devlete bağışladı.  1994 yılında Gedik Vakfı’nı kurdu ve 2011 yılında da Gedik Üniversitesi’ni kurdu, halen üniversitenin Mütevelli Heyet Başkanlığı’nı yürütüyor.  (Ekim 2017, The Brand Age)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here