Orda bir Expo var uzakta, o Expo bizim Expomuzdur!

Antalya doğa harikası bir şehir. Oysa bahçecilik ve çocuk Expo’suna en çok ihtiyaç duyan şehir İstanbul. İstanbulluların hafta sonları çocuklarını alıp götürecekleri, nefes alacakları, kültürel-sanatsal etkinliklere katılacakları böyle geniş, yeşili bol bir alana ihtiyaçları var. Türkiye’nin, Expo 2016 Antalya’yı İstanbul’a taşıması gerekiyor. Bu İstanbul için olmazsa olmaz bir fırsat.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yönetiminde düzenlenen, ana teması botanik, bahçe ve çocuk olan Expo 2016 Antalya, 112 hektarlık dev alanda, 52 ülkenin katılımı ile 6 ay boyunca (22 Nisan-31 Ekim) 4 milyonun üzerinde ziyaretçi ağırladı. Kim ne derse desin beni derinden etkileyen bu projede, markası ile yer alan Torku, Turkcell, THY ve Gübretaş’a teşekkür ediyorum.

Geçen hafta Expo 2016 Antalya’yı gezme fırsatım oldu. Expo 2016 Antalya’nın resmi katılımcılarından İtalya, İtalyan Bahçesi’nde düzenlediği “İtalyan Aperatif Günü” ile bizlere İtalyan konuk severliğini ve kültürünü dünyaca ünlü İtalyan lezzetleri ve müziği eşliğinde tanıttı. İtalya, Expo 2016 Antalya’da “İtalya Çiçek Açıyor” teması üzerine kurduğu İtalyan Bahçesi ile ülkenin, estetik anlayışını, doğal güzelliklerini ve zenginliklerini sergiledi. İtalyan Ticaret ve Tanıtım Ajansı (ITA) İstanbul Direktörü ve İtalyan Bahçesi Komiseri Aniello Musella, sıcak ev sahipliği ve güler yüzü ile Akdeniz insanının özelliklerini taşıyor. Etkinlik sırasında EXPO 2016 Antalya Genel Komiseri ve Büyükelçi Erdoğan Kök ile de Expo çalışmaları hakkında da konuşmuş olduk. Kök, yoğun çalışmalarının ve emeklerinin karşılığını ziyaretçilerin beğeni ve ilgisi ile gördüklerini söylüyor.

tba_94_ajanspress-89

Peki, genel olarak Expo nasıldı? Haberlerde okuduğum ve gördüğümden çok daha hayranlık uyandırıcı bir proje ile karşılaştım. Bu devasa projenin ve etkinliklerinin yeteri derecede anlatılmaması, iletişim çalışmalarının yetersizliği ve medyada görünürlüğünün bu derece az olması hem bir vatandaş olarak hem de bir iletişimci olarak beni üzdü. Oyda Expo için yapılacak o kadar çok yaratıcı iletişim ve medya çalışması vardı ki, bahçe dizayn etmek için verdiğimiz önemin bir kısmını iletişime harcasaydık bugün 4 milyondan daha fazla ziyaretçi ağırlanabilirdi. Özel röportajlar, medya satın almaları, yaratıcı iletişim uygulamaları, basın gezileri ve dijital uygulamalar ile bu projeyi bir dünya projesi yapabilirdik.

Kafamı kurcalayan sorulardan biri ise; Türkiye, Antalya’da gerçekleşen bu Expo’yu İstanbul’da yapsaydı nasıl bir sonuç elde edilirdi? Bence eğer bu Expo İstanbul’da yapılsaydı daha çok ses getirirdi, daha çok gündeme gelirdi, daha çok ziyaretçi sağlanırdı ve Türkiye’nin marka değerine daha çok katkı sağlanırdı. Bunu ziyaretim sırasında gördüğüm az katılım oranından söyleyebilirim. Ayrıca Antalya yeşilin envai çeşidinin olduğu, doğa harikası bir şehir. Oysa İstanbul beton yığınlarının arasında sıkışmış kalmış yeşile aç bir metropol. Botanik, bahçecilik ve çocuk Expo’suna en çok ihtiyaç duyan şehir İstanbul. Expo Antalya’da sabit kalacak. Oysa İstanbulluların hafta sonları çocuklarını alıp götürecekleri, nefes alacakları, kültürel sanatsal etkinliklere katılacakları böyle geniş, yeşili bol bir alana ihtiyaçları var. Türkiye’nin, Expo 2016 Antalya’yı, İstanbul’a taşıması gerekiyor. Bu İstanbul için olmazsa olmaz bir fırsat.

Bir diğer önemli nokta ise Türkiye algısı ve imajı için son derece önemli olan bu projede Türkiye’nin markalarının yer almaması oldu. Özellikle çocukların yer aldığı bu projede olması gereken çok sayıda markayı gözüm aramadı değil. Expo alanında Torku Çocuk Adası, THY Çocuk Bilim ve Teknoloji Merkezi, Turkcell Büyük ve Küçük Amfi, Turkcell Kule, Gübretaş Tarım ve Biyoçeşitlilik Müzesi, projeye destek olan markalar olarak göze çarpıyor. Oysa Türkiye’nin en değerli markaları listesinde yer alan birçok markanın Expo 2016 Antalya’da yer alması, katkıda bulunması gerekmiyor muydu?

tba_94_ajanspress-91

Devletin kurumsal sosyal sorumluluk projesi olarak değerlendirdiği Expo 2016 Antalya, hayata geçirilmeye karar verildiği süreçten bu yana dört yönetim değişikliği yaşadı. Bu devasa projenin yönetim değişikliklerinin sebepleri bilinmez ama ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı projeyi himayesine aldı, o tarihten sonra süreç hızlandı ve sorunlar çözüldü. Türkiye’nin böyle devasa bir projeyi üstlenmesi ve hayata geçirmesi öncelikle takdire şayan. Expo’nun ortalama bütçesinin 1.6 milyar dolar olduğu söyleniyor. Bu bütçe söz konusu olduğunda sorulan ilk soru; bu harcamaya karşın ne kadarlık bir gelir yaratıldı? Aslında sorulması gereken soru şu olmalı; yapılan harcama Türkiye’nin marka değerine nasıl bir katkı sağladı? Çünkü finansal getiri tek başına doğru bir cevap olamaz. Önemli olan Expo’nun algısal anlamda hem dünyada hem Türkiye’de yaratığı ilgi ve değer. Expo’nun kendi web sayfasında, projenin Türkiye’ye sağlayacağı katkılar şöyle sıralanıyor:

• Uluslararası tanıtıma katkı sağlamak,

• Ulusal ve uluslararası çevre problemlerini ortaya koymak ve alternatif enerji kaynaklarına dikkat çekmek,

• Kentsel alanda yeşil yaşam alanları yaratmak,

• Eko ve yeşil turizmi desteklemek,

• Kente yeni altyapı kazandırmak

• Kentin ekonomik gücünü artırmak,

• Tarımsal potansiyeli ve endemik zenginliğimizi dünyaya tanıtmak.

Expo’nun yukarıdaki maddelerde ne gibi katkı sağladığı bilinmez ama daha başarılı iletişim ve medya çalışmaları ile çok daha fazla katkı sağlayacağı aşikardı.

Türkiye aslında 5 yılda bir düzenlenen Dünya Expo’larını yani evrensel Expo olarak tanımlanan Expo’yu henüz alamadı. Ana Expo dışında ülkelerin tarih, kültür, sanat, eğitim ve eğlence alanlarında kendilerini tanıtmalarını ve kültürel kaynaşmayı sağlayacak çeşitli Expolar düzenleniyor. Türkiye’de düzenlenen Bahçecilik ve Çocuk Expo’su aslında bunlardan biri.

Peki, Expo’da neler vardı? Aslında yok yok diyebiliriz. Konserler, animasyonlar, çocuk parkurları, kır aktiviteleri, çocuk oyun alanları, havuz ve ışık gösterileri, bilim merkezleri, kültürel etkinlikler, sanatsal etkinlikler, milli ve özel gün kutlamaları, ülke bahçeleri, tematik bahçeler, kongreler, sergiler, göller, köprüler, restoranlar, amfi tiyatrolar, muhteşem manzaralı Expo Kulesi, bitki heykelleri, yeşil tertemiz bir ortam… Eğer Expo 2016 Antalya’yı ziyaret etmediyseniz çok şey kaçırdınız demektir. Markaların ekipçe ziyaret etmesi gerekirdi bu projeyi. Öğrencilerin yanı sıra üniversitelerin de orada olması gerekirdi özellikle çevre ve bitki ile ilgili bölümlerin. Yani herkesin bir ucundan tutması gerekirdi bu projenin… (Kasım 2016, The Brand Age)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here